0-2 YAŞ ÇOCUĞUNDA DİL GELİŞİMİ
Dil, belli bir toplumda yaşayanlar tarafından üzerinde uzlaşmaya varılmış semboller ve bu sembollerin nasil bir araya getirileceğini gösteren kurallar bütünüdür.
0-2 Yaşlarında dil gelişimi 2 bölüme ayrılabilir:
A. DİL ÖNCESİ GELİŞİM:
1. EVRE; AĞLAMA:
Doğumdaki ilk ağlama, konuşma gelişiminin başlangıcı olarak kabul edilir. Bebek; ağlama, geğirme, öksürme ve esneme gibi sesler çıkarır. Bebeğin ağlarken çıkardığı sesin içinde birçok değişik ses vardır. Bunlar, daha sonra konuşmada kullanılacak seslerin temellerini oluşturur ve konuşma için gerekli bazı alıştırmalardır. Kısa ve derin soluk alışlar, gittikçe uzayan soluk verişler konuşmanın temelini oluşturur. Çocuk; ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak, çene, dil hareketlerini tekrarlama olanağı bulur, ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirir. İletişim biçimi olarak ağlamanın en önemli işlevi bebeğin sıkıntısını yansıtmasına fırsat vermesidir. Bunlar açlık, üşüme, gürültü, gaz olması, tuvaletini yapma, dikkati çekme şeklinde sıralanabilir. Başlangıçta her etkiye ayni tip ağlayışla cevap verirken, giderek ağlamada bazı farklılaşmalar görülür. Ağlar ve bunun sonucunda insanların onunla ilgilendiğini görür. Genellikle dil geliştikçe ağlama da azalmaktadır.
Yeme bozuklukları son yıllarda dünyada olduğu kadar ülkemizde de yaygınlığı giderek artan bir psikiyatrik hastalık grubudur. Anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza bu grubun başta gelen iki hastalığıdır. İkisinde de hastalar ince bir bedene sahip olma arzusu içindedirler ve bu amaçla her yola başvurabilirler. Trajik olan özellikle anoreksiya nervoza hastalarının zayıfladıklarını ve bedenlerinin sağlıklarını tehdit eder ölçüde inceldiğini kabul etmemeleri ve bunu algılayamamalarıdır.
Aile bireyin psiko-sosyal yapısının ilk çekirdeklerinin atıldığı ve şekillendiği bir birimdir. İnsan yaşantısı boyunca süren bireysel gelişmeye en uzun süreyle etki eden toplumsal birim ailedir. Özellikle de 0-6 yaşlar arasında ailenin bu işlevi çok önem taşır. Dünyaya ilk göz açılan yer ailedir. Anadil aile içinde öğrenilir. Beslenme, barınma, korunma gibi temel gereksinimler aile içinde karşılanır. Sevginin ne demek olduğu aile içinde öğrenilir. İlk değer yargıları aileden elde edinilir. Aile bireye güven duygusu verir, bireyin arkasındaki destektir.
“Zekâ” kavramı en geniş anlamı ile yaşam gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğidir. Yüzyıllar önce mağara adamları bile aptal Çakıltaş yerine akıllı Çakmaktaş ava giderse avlarının daha başarılı olacağını bilmekteydiler. Bu iki insanın hangi yetenekleri bu değerlendirmeye yol açmakta idi? Daha iyi koku alma mı, iz sürmedeki başarı mı, cesaret mi? Yanıt ne olursa olsun mağara adamları için bireyin yemek bulma gibi gerçek yaşam işlerini yürütmedeki etkinliği “zekâ” demekti. Hızlı iletişim ve bilgisayarların önem kazandığı günümüzde ise “zekâ” kavramı artık hayvan avlama yeteneğinden çok sözel ve matematiksel yetenekleri içermektedir. Zekânın modern tanımları biliş, düşünme kapasitesi, neden bulma, bellek ve anlamayı vurgulamaktadır. Bu tanımdaki değişiklik zekânın gündelik tanımındaki önemli bir özelliği bu tanımın kültüre bağımlı olduğunu göstermektedir. Zekâ bir toplumun o andaki gereklerini karşıladığı için önemli sayılan yetenekleri içerir. Yani zekânın zaman ve kültüre göre anlam kazanması söz konusudur. Günümüzde zekâ bireyin belirli bir kültür içerisinde yaşantısını sürdürüp uyum yapması için gerekli olan yeteneklerin örüntüsü olarak tanımlanmaktadır (Anastasi, 1982).
DEHB’nda temel belirtiler içinde yer almayan ama bu bozukluğun tanısını almış olan bireylerin çoğunda sıklıkla görülen bazı belirtiler vardır. Bunlar DEHB’na eşlik eden bozukluklar olarak tanımlanır. Tanı için bu belirtilerin görülmesi şart değildir ancak bunların var olması tanıyı destekler.
Depresyon Nedir?
Göz çevresindeki koyu halkalardan kurtulmak istiyorsanız patates ya da kivinin mucizevî gücünden faydalanabilirsiniz.
Sporu atlatmak için sürekli bahaneler üretiyor veya spordan sonra eve gelince sürekli olarak söyleniyor musunuz? Bu soruya cevabınız evet ise, siz yaşam tarzınızda sporun düzenine henüz duygusal olarak hazır değilsiniz demektir. Aynı zamanda spor yaparken sıkılıyor olmanız veya her seferinde yoruluyor olmanız seçtiğiniz sporu bir daha değerlendirmenizi gerektirebilir.Ufak çözümler de mevcut tabii… Yaptığınız spora konsantre olmaya çalışmak, aklınızdan o an sporla ilgili olmayan her şeyi çıkarmak, kendinize hedefler koymak ve bu şekilde motive olmak, hareketlerden sıkıldığınız anda hocanızla görüşüp programınızı değiştirmek gibi…
Öncelikle Yapılması Gerekenler
Günü stresli geçirmesi nedeniyle kişinin, gece uyurken dişlerini sıkmasının baş, boyun, bel ağrılarına yol açtığı bildirildi.