Saglıklı Haberler

Yaşam Portalı

Buradasınız : Sağlık

Sağlıklı Haberler | Sağlık

Çocuklarda Dil Gelişimi Aşamaları

Çocuk ve Dil Gelişimi 010-2 YAŞ ÇOCUĞUNDA DİL GELİŞİMİ

Dil, belli bir toplumda yaşayanlar tarafından üzerinde uzlaşmaya varılmış semboller ve bu sembollerin nasil bir araya getirileceğini gösteren kurallar bütünüdür.

0-2 Yaşlarında dil gelişimi 2 bölüme ayrılabilir:

A. DİL ÖNCESİ GELİŞİM:

1. EVRE; AĞLAMA:

Doğumdaki ilk ağlama, konuşma gelişiminin başlangıcı olarak kabul edilir. Bebek; ağlama, geğirme, öksürme ve esneme gibi sesler çıkarır. Bebeğin ağlarken çıkardığı sesin içinde birçok değişik ses vardır. Bunlar, daha sonra konuşmada kullanılacak seslerin temellerini oluşturur ve konuşma için gerekli bazı alıştırmalardır. Kısa ve derin soluk alışlar, gittikçe uzayan soluk verişler konuşmanın temelini oluşturur. Çocuk; ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak, çene, dil hareketlerini tekrarlama olanağı bulur, ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirir. İletişim biçimi olarak ağlamanın en önemli işlevi bebeğin sıkıntısını yansıtmasına fırsat vermesidir. Bunlar açlık, üşüme, gürültü, gaz olması, tuvaletini yapma, dikkati çekme şeklinde sıralanabilir. Başlangıçta her etkiye ayni tip ağlayışla cevap verirken, giderek ağlamada bazı farklılaşmalar görülür. Ağlar ve bunun sonucunda insanların onunla ilgilendiğini görür. Genellikle dil geliştikçe ağlama da azalmaktadır.

Devamını oku...

Yeme Bozuklukları

Yeme BozukluğuYeme bozuklukları son yıllarda dünyada olduğu kadar ülkemizde de yaygınlığı giderek artan bir psikiyatrik hastalık grubudur. Anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza bu grubun başta gelen iki hastalığıdır. İkisinde de hastalar ince bir bedene sahip olma arzusu içindedirler ve bu amaçla her yola başvurabilirler. Trajik olan özellikle anoreksiya nervoza hastalarının zayıfladıklarını ve bedenlerinin sağlıklarını tehdit eder ölçüde inceldiğini kabul etmemeleri ve bunu algılayamamalarıdır.

Bu hastalıklar açısından, daha çok ergenlik çağındaki genç kızlar risk altındadır. Psikolojik, ailevi, genetik, biyolojik bir çok faktörün birbiriyle etkileşimi sonrasında hastalığın ortaya çıktığı düşünülmektedir. Hastalık her sosyal grupta, kentlerde ve kırsal kesimde görülebilmektedir; genellikle sanıldığı gibi yalnızca üst gelir grubunu ilgilendiren bir hastalık değildir. Hastalık masum gibi görünen diyetlerle başlar ancak genç kız diyetteki kısıtlamaları giderek artırır ve hastalık ilerledikçe; hasta, zayıflama arzusunun önüne geçemez, bedeni gibi zihni de zayıf düşmüştür. Kilo kaybını durduramama ölümle sonlanabilir. Bu anlamda erken tanı ve tedavinin mümkün olduğunca erken başlatılması yaşamsal öneme sahiptir.

Devamını oku...

Boşanma ve boşanmanın çocuk üzerindeki etkisi

Boşanma ve Çocuğun üzerindeki etkisi Aile bireyin psiko-sosyal yapısının ilk çekirdeklerinin atıldığı ve şekillendiği bir birimdir. İnsan yaşantısı boyunca süren bireysel gelişmeye en uzun süreyle etki eden toplumsal birim ailedir. Özellikle de 0-6 yaşlar arasında ailenin bu işlevi çok önem taşır. Dünyaya ilk göz açılan yer ailedir. Anadil aile içinde öğrenilir. Beslenme, barınma, korunma gibi temel gereksinimler aile içinde karşılanır. Sevginin ne demek olduğu aile içinde öğrenilir. İlk değer yargıları aileden elde edinilir. Aile bireye güven duygusu verir, bireyin arkasındaki destektir.

Devamını oku...

Zeka nedir? Zeka nasıl ölçülür?

Zeka“Zekâ” kavramı en geniş anlamı ile yaşam gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğidir. Yüzyıllar önce mağara adamları bile aptal Çakıltaş yerine akıllı Çakmaktaş ava giderse avlarının daha başarılı olacağını bilmekteydiler. Bu iki insanın hangi yetenekleri bu değerlendirmeye yol açmakta idi? Daha iyi koku alma mı, iz sürmedeki başarı mı, cesaret mi? Yanıt ne olursa olsun mağara adamları için bireyin yemek bulma gibi gerçek yaşam işlerini yürütmedeki etkinliği “zekâ” demekti. Hızlı iletişim ve bilgisayarların önem kazandığı günümüzde ise “zekâ” kavramı artık hayvan avlama yeteneğinden çok sözel ve matematiksel yetenekleri içermektedir. Zekânın modern tanımları biliş, düşünme kapasitesi, neden bulma, bellek ve anlamayı vurgulamaktadır. Bu tanımdaki değişiklik zekânın gündelik tanımındaki önemli bir özelliği bu tanımın kültüre bağımlı olduğunu göstermektedir. Zekâ bir toplumun o andaki gereklerini karşıladığı için önemli sayılan yetenekleri içerir. Yani zekânın zaman ve kültüre göre anlam kazanması söz konusudur. Günümüzde zekâ bireyin belirli bir kültür içerisinde yaşantısını sürdürüp uyum yapması için gerekli olan yeteneklerin örüntüsü olarak tanımlanmaktadır (Anastasi, 1982).

Devamını oku...

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Dikkat Eksikliği, HiperaktiviteDEHB’nda temel belirtiler içinde yer almayan ama bu bozukluğun tanısını almış olan bireylerin çoğunda sıklıkla görülen bazı belirtiler vardır. Bunlar DEHB’na eşlik eden bozukluklar olarak tanımlanır. Tanı için bu belirtilerin görülmesi şart değildir ancak bunların var olması tanıyı destekler.

a) Dağınıklık:

Dikkat eksikliğ olan bireylerde dağınıklık en sık görülen belirtilerden biridir. Kılık kıyafetten, eşyalarına kadar herşeyi dağınıktır. Dağınıklığın temel nedenlerinden birisi bir şey yaparken o işe yeterince kendini vermemek ya da başka şeyler düşünmektir. Örneğin çocuk mutfağa giderken elinde kalemi de vardır, kalemi mutfakta bırakır, bardağı alır onu da odada bırakır. Tüm bunları yaparken başka şeyler düşündüğünden daha sonra hatırlamaz. Diğer bir neden de düzenli olamamaktır. Bu kişiler planlı ve düzenli olamadıkları için bu dağınıklık yaşamın tüm alanına yansır. Okula götürülmesi gereken bir şeyi yada yapılması gereken bir ödevi ya hatırlamaz yada son anda söyler.

Devamını oku...

Depresyonun nedenleri ve öneriler

DepresyonDepresyon Nedir?

Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak depresyondaki kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.
Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on beş gündür devam ediyor olması gerekir.

Devamını oku...

Yorgun gözlere canlılık verin

GözGöz çevresindeki koyu halkalardan kurtulmak istiyorsanız patates ya da kivinin mucizevî gücünden faydalanabilirsiniz.

1 adet çiğ patates ya da kiviyi rendeleyin. Temiz bir beze sarın. Hazırladığınız tamponu yata konumdayken gözlerinizin üzerine koyun. 15 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayabilirsiniz. Bu işlemi her gün tekrarlayabilirsiniz.

Göz çevresi bakımı için kozmetik kremler kullanıyorsanız ya da yeni kullanmaya başlayacaksanız özellikle K vitamini içeren kremleri tercih edebilirsiniz.

Devamını oku...

Yapılan sporun etki etmediğini gösteren 4 işaret

Egzersiz Sporu atlatmak için sürekli bahaneler üretiyor veya spordan sonra eve gelince sürekli olarak söyleniyor musunuz? Bu soruya cevabınız evet ise, siz yaşam tarzınızda sporun düzenine henüz duygusal olarak hazır değilsiniz demektir. Aynı zamanda spor yaparken sıkılıyor olmanız veya her seferinde yoruluyor olmanız seçtiğiniz sporu bir daha değerlendirmenizi gerektirebilir.Ufak çözümler de mevcut tabii… Yaptığınız spora konsantre olmaya çalışmak, aklınızdan o an sporla ilgili olmayan her şeyi çıkarmak, kendinize hedefler koymak ve bu şekilde motive olmak, hareketlerden sıkıldığınız anda hocanızla görüşüp programınızı değiştirmek gibi…

Spordan sonra yorgun ve hasta hissetmek

Elbette ki spordan sonra enerjik hissedildiği kadar bitkin de hissedilir. Fakat bu bitkinlik sizde kramplar, mide bulantısı veya baş ağrıları şeklinde gösteriyorsa kendini, durum biraz daha ciddi demektir. Sporu fazla kaçırıyor veya yanlış bir program uyguluyor olabilirsiniz. Endişe, uykusuzluk ve iştahsızlık da fazla spor yapmanın belirtilerindendir.Aşırı spordan dolayı bu belirtilerden şikayetçiyseniz birkaç gün sporunuza ara verin. Bol bol dinlenin, bol su tüketin ve dengeli beslenmeye her zamankinden ayrı özen gösterin. Kendinizi sağlıklı hissettiğinizde sporunuza kaldığınız yerden devam edin; ama bu sefer sınırlarınızı bilerek!

Devamını oku...

İlkyardım ve İlkyardımda Yapılması Gerekenler

İlk YardımÖncelikle Yapılması Gerekenler

  • Kazazedeyi emniyetli bir yere uygun bir şekilde taşıma ve kaza yerinde ikinci bir kazayı önlemek için gerekli işaretlemeleri yapmak,
  • Teşhis ve tedavi; yaralının o an için ihtiyaç duyduğu ilk yardımı uygulama,
  • Kazayı haber vermek. Hızır Acil Servis Telefonu 112' dir.


İlk Yardımcının Özellikleri

  • *Öncelikle panik yapmadan kendine güvenmeli,
  • *Öncelikle bilmediği bir şeyi yapmamalı,
  • *Yaralıyı iyi değerlendirmeli,doğru ve çabuk karar verebilmeli.
Devamını oku...

Uykuda diş sıkma nedenleri

Uykuda Diş SıkmaGünü stresli geçirmesi nedeniyle kişinin, gece uyurken dişlerini sıkmasının baş, boyun, bel ağrılarına yol açtığı bildirildi.

Yorulan ve yıpranan sinir sisteminin bakıma alındığı bir dinlenme dönemi olan uyku boyunca, gün içinde öğrenilenler ayıklanıp depolanıyor ve beyin bir sonraki güne hazırlanıyor. Kaliteli bir uyku uyumadan ertesi güne sağlıklı ve mutlu başlamamız mümkün olamıyor. Gün boyu şehir hayatı veya iş hayatına bağlı yaşanan stres, dengesiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik uyku bozukluklarına neden olabiliyor. Bu uyku bozukluklarından bir tanesi de uykuda diş gıcırdatma olarak bilinen Bruksizm.

Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Mehmet Coşkun, bruksizmi genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayı olarak tanımlıyor. Bruksizm, en sık görülen uyku bozukluklarından, uykuda konuşma ve horlamadan sonra, 3. sırada karşımıza çıkıyor. Araştırmalar; horlama ve uyku apnesi gibi durumların dişlerini gıcırdatan kişilerde daha çok görüldüğünü gösteriyor.
Devamını oku...

Kolesterol düşüren gıdalar

Yüksek kolesterol kalp-damar hastalıklarında ve genel sağlımızda çok iyi bilinen bir risk faktörü. İşte kolestrol düşürücü gıdalar...

 

Yüksek kolesterol kalp-damar hastalıklarında ve genel sağlımızda çok iyi bilinen bir risk faktörü. Bu nedenle de gündemden hiç düşmeyen kolesterol üstüne çok şey yazılıp çiziliyor. Kolesterol düzeylerinin arzu edilen değerler içinde tutulmasında (total kolesterolün 190 mg/dl'den, LDL kolesterolün 130 mg/dl'den daha düşük değerlerde sürdürülmesi) beslenme tarzınızın ve besin seçimlerinizin önemi büyüktür. Kolesterol sorunu olan insanların çoğunluğu sadece düşük yağlı, doymuş yağı azaltılmış, kolesterol içeriği sınırlanmış bir beslenme planı ile yetinmezler. Beslenmenin kolesterolü düşürmede önemli rol oynayabildiği hemen herkesçe kabul edilen bir gerçek. Beslenmenizde doğru değişiklikler yapmak istiyorsanız ve nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, bu işin doğrusu doktorunuzdan veya diyetisyeninizden bunları öğrenmek ve bu bilgileri bir yaşam tarzı değişikliği şeklinde uygulamaktır. Kötü kolesterol (LDL)yi düşürücü, iyi kolesterol (HDL)yi de yükseltici besinlere bazı örnekler:

Devamını oku...

Sayfa 2 / 4

Joomlart

Benzer Yazılar