|

Adı : Adasoğanı Diğer Adları : Adasoğanı - Aksoğan - Ayısoğanı - Beyazsoğan - Lotesirsoğanı - Nutesirsoğanı - Ölüsoğanı - Salgaba Latince Adı : Scilla maritima İngilizce Adı : Sea onion - Squill root Familyası : Liliaceae
Botanik Bilgisi
Kumluk, kayalık ve kurak yerlerde yetişen, etli ve mızrağa benzer yaprakları olan 50 - 150 cm yüksekliğinde bir bitkidir. Sonbaharda beyazımsı, altı parçalı çiçekler açar. Akdeniz iklimi bitkisidir. Ege ve Akdeniz bölgelerinde ve Güney Anadolu'da Antalya'da yetişir. Kırmızı renkli bir diğer çeşidi de (Bulbus Scillae rubrae) mevcuttur. Bu türü Kuzey Afrikada yetişir ve içeriğindeki sillizorit adli glikozit türü yüzünden çok zehirlidir. Normal adasoğanı 1 cm kadar genişliğinde ve 3 - 5 cm uzunlukta olup sarı - pembe arası renklidir. Zambakgillerden bir bitki olup çiçeklerinin damarlari yesil ve beyaz renklidir. soğanlari 2 kg kadar olup yaprakların altında bulunur.
|
|
Devamını oku...
|
|
|

Türkçe Adı : Adaçayı Diğer Adları : Bahçe Adaçayı, Dişotu, Meryemiye, Tıbbi Adaçayı, Kutsal bitki Latince Adı : Salvia officinalis İngilizce Adı : Sage Familyası : Lamiaceae
Botanik Bilgi
Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir.30-75 cm. arasında boylanabilen adaçayı türleri, kışın yapraklarını dökmeyen, dayanıklı otsu ya da çalımsı bitkilerdir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran - temmuz aylarında açar. Kare kesitli tüylü gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır. Genellikle yakıcı kokuşu olan gri-yeşil yaprakları, bazı türlerde alacalı, hatta kırmızı ve mor renklerde olur. Çift dudaklı, derin hazneli çiçekleri genelde mor-mavi renkli iken, seyrek olarak beyaz ya da pembe renkli çiçek açan türleri de görülür. Bitkinin minik tohumları koyu kahverengi ve yumurta biçimlidir. Genelde tohumuyla kendiliğinden çoğalan adaçayı bitkisi, istenirse gövde çelikleriyle de üretilebilir.
|
|
Devamını oku...
|

Adı : Acı Kavun Diğer Adları : Acıdülek - Acıdüvelek - Acıkavun - Birtlangiç - Cırtlak - Cırtatan - Esekhiyari - Hıyarcık - Ithiyari - Kargadüveleği Latince Adi : Ecballium elaterium İngilizce adı : Squirting cucumber Familyası : Cucurbitaceae
Botanik Bilgisi
Cucurbitaceae bitkisinin olgun meyvelerine Ecballium elaterium denir. Sarı çiçekli, tüylü, çok yıllık, otsu bir sürünücü bitkidir. Kökleri 30 - 40 cm, gövdesi ise 1 - 2 m ye kadar uzanır. Gövde ve dallarının üzeri fırça gibi sert tüylerle kaplıdır. Yaprakları üçgen - kalp seklinde ve kenarları dişlidir. Üstü yumuşak, altı sert tüylerle kaplıdır. Viraneliklerde yetişir. Güney Avrupa ve Türkiye’de yaygındır. Meyvesi 4 - 5 cm boyunda, küçük uzun yumurta biçiminde, yeşil renkli ve üzeri pürtüklüdür. İçinde sümüksü bir sıvı, siyaha çalan koyu kahve renkli tohumları vardır. Meyve olgunlaştıkça içinde büyük bir basınç toplanır ve rengi hafifçe sararır. Sonra patlayarak tohumlarını 4 - 6 m uzağa fırlatır. Meyveler olgunlaşınca renk sarimsi - yeşil olur ve dalından kolayca kopar. Koparıldığı yerdeki delikten tohumları ve öz suyu kolayca çıkar. Bu su gözler için çok yakıcı ve tehlikelidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
HERKESİN az çok değişse de ortalama bir (büyük ve küçük) tansiyonu var. Bununla birlikte nasıl belli bir boyun altındakiler “kısa,” üstündekiler “uzun boylu” sayılıyorsa, ortalama değer olarak kabul edilen alt ve üst sınırların altında olanlar düşük tansiyonlu (hipotansiyon), üstünde olanlar yüksek tansiyonlu (hipertansiyon) kabul ediliyor. Bu alt ve üst sınırları belirlemek kolay bir şey değil. Yaşa ve kiloya göre önemli farklılıklar ortaya çıkıyor. Bugün kabul edilen üst sınır küçük tansiyon için 85 mmHg (8,5), büyük tansiyon için ise 135 mmHg (13,5).
Siz mümkünse daha da düşük değerlerde kalmaya bakın! Çünkü tansiyonunuz ne kadar düşük olursa damar sertliği ve bununla ilgili hastalıklara (kalp damar hastalıkları, inmeler) yakalanma olasılığı o kadar azalıyor. Hayat kaliteniz daha iyi, ömrünüz daha uzun oluyor.
TANSİYON NEDEN ARTTI
Son yıllarda hızla büyüyen bir problem haline gelen hipertansiyon salgınının arkasında iki önemli şey var: Beslenme yanlışları ve yaygınlaşan stres sorunu. Beslenme yanlışlarımızın başında kilo sorunu ile tuz tüketiminin artması geliyor. Kilo ne kadar fazlaysa tansiyona yakalanma ihtimali o kadar artıyor. Ünlü Framingham çalışmasının sonuçlarına göre kilodaki her yüzde 10’luk artış tansiyonu 7 mmHg arttırıyor. Sadece kilo fazlalığı sorunu tansiyona yakalanma ihtimalini iki-altı kat arttırıyor. İkinci sorun tuz tüketiminin artması. Son yıllarda bütün dünyada –ve bizim ülkemizde- tam bir tuz çılgınlığı yaşanıyor. Tuz sorunu sadece sofranızdaki tuzluktan da kaynaklanmıyor. Özellikle hazır gıdalara mesela hazır çorbalara konservelere turşulara hatta meşrubatlara reçellere bile siz farkında olmadan tuz yükleniyor. Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı yeni bir çalışma, Türk toplumunda ortalama günlük tuz tüketiminin kişi başına 20 gramı bile geçtiğini ortaya koydu. Oysa uzmanlar günde 6 gramdan daha az sofra tuzu tüketmenizi öneriyor ki bu yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Beslenme konusunda yapılan hatalardan biri de alkol tüketiminin artması. Özellikle erkekler ve gençlerdeki hipertansiyon tüketilen alkol miktarıyla yakından ilişkili. Hatta bazı kişilerde az miktarda alkol bile hipertansiyonu tetikleyebiliyor. Bu nedenle alkolün şu veya bu sağlık sorununa iyi geleceğini düşünerek tavsiye edilmesi zararlı bir yaklaşımdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Vücut yaşlandıkça cildimizin görünüşü ve karakteri değişir. Deri yaşlanması çevresel faktörler, genetik, makyaj, beslenme ve diğer faktörlerden etkilenir.
Cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, sigara kullanımı, fazla alkol tüketiminin yaşlanmayı ve beraberinde gelişen yaşlılık belirtilerini artırabildiği, bu etkilerden kaçınılmasının yaşlanmayı yavaşlatacağı belirtiliyor. Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe, "En büyük organ olan deri de diğer organlarla birlikte 20 yaşından itibaren yaşlanmaya başlar" diyor.
Deri yaşlanmasını etkileyen faktörler;
- Genetik yapı yani ailenin deri yapısı,
- Hormonlar: Özellikle hipofiz, tiroid, overler ve böbreküstü bezinin hormonları,
- Güneş ışınları (ultraviyole),
- Beslenme
- Sigara ve alkol,
- Stres,
- Çevre kirliliğidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |